Artvin Valisi Mustafa Yemlihalıoğlu 27-28 Ocak tarihlerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da katılımıyla gerçekleştirilen Valiler toplantısına katıldı.
İçişleri Bakanlığı, Basın ve ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından İçişleri Bakanlığı web sitesinde yayınlanan 2010/6 Nolu basın açıklaması:
Bakanlığımızca düzenlen ve iki gün sürecek olan “Valiler Toplantısı”na katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay toplantının açılışında birer konuşma yaptı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında; Türkiye'nin nüfus ve yüz ölçümü itibarıyla büyük bir ülke olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birbirine uzaklığı 30 kilometre olan illerde bile her açıdan büyük farklılıklar yaşanabileceğini ifade etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her valinin çok farklı tecrübeler edindiğini, bunları paylaşmanın da yararlı olacağını kaydetti.
Türkiye genelinde kış şartlarının çok çetin yaşandığını, sıcaklığın mevsim normallerinin altında seyrettiğini, kar yağışının hayatı olumsuz etkilediğini hatırlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Tüm valilerimizin yerel yönetimlerle de iş birliği içinde bu olumsuz şartlarla kıyasıya mücadele etmelerini ben özellikle rica ediyorum. İnanıyorum ki her biriniz illerinizde gerekli tedbirleri aldınız, gerekli uyarıları yaptınız. Ancak şartların zorlaşmasıyla birlikte yaşanabilecek sorunların en acil şekilde çözümü de hayatiyet arz ediyor. Açıkçası 21. yüzyıl Türkiye'sinde yol kapandığı için hastaneye g ötürülemeyen, kızaklarla çekilen, yolda uzun saatler mahsur kalan hasta manzaraları görmek istemiyoruz. Bunu Türkiye'ye artık yakıştıramıyoruz. Bazı illerimizde imkanlar, araçlar kısıtlı, coğrafi şartlar acil müdahaleye izin vermiyor olabilir ama en azından bu manzaraları asgariye indirerek acil müdahaleye hazırlıklı olmak, buna ilişkin tedbirler geliştirmek mümkündür diye düşünüyorum.'
İsviçre, Almanya, Fransa, Avusturya gibi ülkeler ile Kuzey Avrupa'da çetin kış şartlarının yaşandığını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu hizmetlerin söz konusu ülkelerden daha iyi bir şekilde başarılabileceğini, bunu başarmanın da yerel idarecilerle valilerin elinde olduğunu söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valilere şöyle seslendi : "'Bu tür toplantılarda sıklıkla dile getirdiğim bir husus var. Valilerimiz görev yaptıkları illerde devletin otoriter, somurtkan yüzü değil tam tersine devletin gülümseyen yüzü, şefkat yüzü, sıcak yüzü olmak zorundadır. Devlet-millet kaynaşmasının tesisinde valilerimiz en kilit noktada bulunuyorlar. Şunu asla unutmayalım: Millet devlet için değil devlet millet için vardır; ölçümüz, ilkemiz bu. Bizim devlet geleneğimiz 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' felsefesi üzerine bina edilmiştir. Vatandaşından ürken, korkan, vatandaşına güven duymayan anlayış çağ dışıdır. Bizim geleneğimizde hiçbir zaman tutunamamıştır, bundan sonra da tutunamayacaktır. Devlet de vatandaşına, vatandaş da devletine güvenmelidir. Devlet millet kaynaşmasının temelini güven oluşturur. Bir ülkede güven, istikrar varsa o ülkenin kalkınmasını kimse engelleyemez, durduramaz. Devletin şefkat ve merhameti vatandaşın sadakatini artırır, devlete bağlılığını geliştirir. 72,5 milyon vatandaşın her biri birinci sınıf vatandaştır. Aralarında herhangi bir ayrıma asla gidilemez, gidemeyiz. Devlet nezdinde hiçbirine karşı asla ayrımcılık içinde olamayız. Ankara'ya uzaklığı fiziken ne olursa olsun, valilik binasına uzaklığı fiziken ne olursa olsun Hakkari'nin, Bingöl'ün, Tunceli'nin mezrasındaki vatandaş da Kırıkkale'nin, Çankırı'nın, Konya'nın köyündeki vatandaş da devlete eşit yakınlıktadır. Eşit yakınlıkta olmak durumundadır. Açık söylüyorum, ben ya da İçişleri Bakanım nasıl ki birkaç dakika içinde sizlere telefonla ulaşabiliyorsak, derdi, sıkıntısı, ihtiyacı olan vatandaş da sizlere rahatlıkla ulaşabilmeli, sıkıntısını aktarabilmelidir. Benim telefonum 24 saat açıktır arkadaşlar. Benim valim, olur ya düşünmüyorum öyle bir şey Bakanıma ulaşması gereken konu olur, Bakanıma 24 saat ulaşacaktır. Aynı şekilde gerektiğinde bana da ulaşacaktır. 'Başbakan bu saatte rahatsız edilmez...' Hayır, öyle bir şey yok. Gerektiğinde beni de arayacaksınız, beni de bilgilendireceksiniz çünkü ben de elim, ayağım, gözüm, kulağım olarak sizleri görüyorum.'
780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında herhangi bir yerde, herhangi bir olay olduğu zaman bu olaya valiler aracılığıyla ulaşmak durumunda olduğunu dile getiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valilerin kendisini rahatlıkla arayabileceklerini yineledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
'Bizler modern, gelişmiş, ilerlemiş bir yönetimin bilesiniz ki aynı zamanda bizim kültürümüzden, tarihimizden gelen bir devlet geleneğimizin de bize yüklediği asli sorumluluğu bu vesileyle yerine getirmiş oluyoruz. Demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi, kökleşmesi de zaten bu sayede olacaktır. Nerede olursa olsun her bir vatandaş zora düştüğünde devletin tüm imkanlarıyla yanında olacağını bilmeli ve hissetmelidir. Şu anda dara düştüm, benim sesimi benim devletim duyar. Emniyetim, kaymakamım, valim duyar ve hemen onların eli bana uzanır. Bu arada asla bürokratik engellerle halkımıza yaklaşmamalıyız. Mali bir sıkıntı var, biz çözeriz. Anında çözeceğiz. Değerli arkadaşlarım, imkanlarınız var. 'Buna yasanın şurası mani...' Sizin kitabınızda mani diye bir şey olmayacak. Vatandaşın bir derdi mi var, o derdi çözeceğiz. Şöyle ya da böyle o derdi çözeceğiz. Hiçbir zaman bürokratik engeller vatandaşa mazeret olarak sunulmamalı. 72,5 milyon vatandaşın her biri bunu hissettiğinde devletine, devletinin kurumlarına, hukuka tam anlamıyla güvendiğinde inanın Türkiye çok daha farklı bir yerde olacak, demokrasimiz çok daha farklı bir seviyeye ulaşacaktır.'
Valilerin haberdar olmadığı bir sorun bulunmaması gerektiğine işaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
'Ben bunun mazeretini asla kabul etmiyorum. Her sorunu tamamen çözemesek bile sorunu çözme gayretini asla bırakmamalı, vatandaşımızdan ilgiyi ve güler yüzü esirgememeliyiz.
Şehrinizdeki her haneden haberiniz olacak. Şu kış şartlarında kimin bacası tütüyor, kimin bacası tütmüyor bunu görmelisiniz. Öyle haneler var ki, çatının altında, duvarların arkasında nice trajediler yaşanıyor ama bu trajediler kapının dışına aksettirilmiyor. Benim vatandaşım, sizler de en az benim kadar biliyorsunuz, gururludur. Yokluğunu, yoksulluğunu gizler. O ne kadar gizlese de ondan haberdar olmak bizim boynumuzun borcudur. Sobası, sobasına atacak odunu, kömürü olmayan evler bulunabilir. Paltosu, ayakkabısı, çarığı, kalemi, defteri olmayan, bütün bunların üzerine evine geldiğinde o küçücük ellerini ısıtacak bir sobası olmayan yavrularımız bulunabilir. Bunları arayıp bulacağız ve koruyup kollayacağız. Bulamadığımız her yavrunun vebali önce sizin sonra benim üzerimdedir. Onun için bu işi beraber yöneteceğiz. Şu gazete şunu yazmış, bu televizyon bunu göstermiş, şu şu dedikoduyu yapmış... Biz üzerimize düşeni yapalım, yolumuza da öyle devam edelim.' Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bugün valilerimizi yaptıkları sosyal Yardımlardan dolayı, fakirlerle dayanışma içinde olmaktan dolayı eleştirenler bu milleti o yoksulluğu sevk edenlerin ta kendileridir' dedi.
Kendisinin yurt gezileri sırasında vatandaşların evlerine de ziyaretler gerçekleştirdiğini anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,, 'O kapıdan girdiğinizde aç da olsa, üşümüş de olsa, yıpranmış, örselenmiş de olsa sizin şefkatinizi yüreğinde hissediyor, hayata tutunuyor, umuda yelken açıyor' dedi. Valilerden de eşlerini yanlarına alarak ev ev dolaşmalarını, vatandaşların hatırını sormalarını ve ihtiyaçlarını tespit etmelerini isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu ihtiyaçların giderilmesinin de takipçisi olmaları gerektiğini vurguladı.
Yunus Emre'nin 'Bir gönülü yaptın ise/Er eteğin tuttun ise/ Bir kez hayır ettin ise/Binde bir ise az değil' dörtlüğünü okuyan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu şekilde gönüller kazanacaklarını belirtti. Sıkıntıdan olan kişilerin yalnızca yokluk içindekiler olmadığına da dikkati çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:
'Farklı imkanlara sahip olmakla birlikte sıkıntı yaşayan, acziyet içinde kıvranan insanlar olabilir. Biz adalet ve merhameti, ilgi ve şefkati asla elden bırakmayacağız. Kim ne derse desin, hangi eleştiriyi getirirse getirsin şevkinizi asla kaybetmeyin. Motivasyonunuzu, heyecanınızı asla yitirmeyin. Bugün valilerimizi yaptıkları sosyal yardımlardan dolayı, fakirlerle dayanışma içinde olmaktan dolayı eleştirenler bu milleti o yoksulluğu sevk edenlerin ta kendileridir. Şunu diyecekler... Hiç umurunuzda olmasın. Bu işin geçmişi dün bugün değil, on yıllara dayanıyor. Dolayısıyla on yılların bu girdabından biz halkımızı çıkarıyoruz, kolay bir iş değil bu. Onun için 'garip gureba, fakir fukara' dediğimiz zaman 'bu ülkeyi böyle gösteremezsiniz' diyenlere bizim cevabımız zaten hazırdır. Bu tablo bugün yaratılmadı, bu zaten elimizdeydi. Şimdi bunu minimize etmeye gayret ediyoruz. İşte Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin, Demokratik açılım sürecimizin önündeki hedeflerden bir tanesi de sorun alanlarından bir tanesi de budur. Bugün Valilerimizin halkla kucaklaşmasını, bütünleşmesini, kaynaşmasını, gönül birliği kurmasını eleştirenler valileri kendi il başkanları gibi görme alışkanlığından kurtulamamış olanlardır. Her bir valimiz bu devletin temsilcisidir. Her bir valimizin vazifesi de devleti milletin hizmetkarı olarak konumlandırmaktır. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik gerek siyasetçisi gerek teknokratı, bürokratı. Biz bu milletin hizmetkarı olmaya geldik.'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, millete hizmet edenlerin her zaman hayırla yad edileceğini belirterek, '(Buradan bir vali geldi geçti. Gönül eriydi, tevazu eriydi. Adete bizim hizmetkarımızdı. Mezralara kadar geldi, dolaştı, suyunu getirdi, yollar yaptı, elektriğini getirdi, şöyle çalıştı, böyle çalıştı...) der mi? Der. Çünkü bizim vatandaşımız vefakardır' diye konuştu.
Bunun dışındaki her anlayışın çağın gerisinde ve demokrasiden uzak olduğunu ifade eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valilerin mikro sorunların yanında makro hedeflere de mesai ayırması gerektiğini kaydetti. Yerel yönetimler, iş adamları, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri ve üniversitelerle tam bir koordinasyon içinde olunmasını çok önemsediğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, herkesin 'şehrimizi nasıl daha ileriye taşıyabiliriz gayreti içinde olması gerektiğini' belirtti. Valilerin ürettiği projeleri yakından takip ettiklerini anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
'Ben başbakan olarak nasıl ülkemin iş adamlarının yurt dışındaki sorunlarını çözmek için ter döküyorsam, yurt dışında yatırım yapmaları için onları teşvik ediyorsam, uluslararası yatırımları ülkeme çekmek için fırsat kolluyorsam aynı şekilde sizlerde il bazında bunları yapmalısınız. Çünkü her vilayetimizin İstanbul, Ankara gibi büyük vilayetlerde çok güçlü iş adamları var. Bunları bileceğiz, toplayacağız. (Gel arkadaş) diyeceğiz. (Sen nasıl Adıyamanlısın, sen nasıl Diyarbakırlısın, sen nasıl Batmanlısın, sen nasıl Muşlusun? Gel şurada bir yatırım yap, bir fabrika kur). Bunları toparlayıp... (Bak teşvik yasaları var, şunlar var, bunlar var... Şurada gel bu yatırımı yap. Hiç olmazsa 100, 200, 300, 500 kişiye burada bir istihdam sağla). Bunları yakın takibe, yakın markaja almamız lazım. Her şehrimizin potansiyeli var, zenginliği var. Her şehrimiz farklı vasıflarıyla Türkiye'de, dünyada rekabete girecek güce sahip, her alanda. Tarımdan tutunuz, madenciliğe kadar. Bunun öncülüğünü yapacak olan en başta sizlersiniz.'
Türkiye'nin büyük bir dönüşüm yaşadığını ve bunun önemli itici güçlerinden birinin valiler olduğunu belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, valiler klasik anlayıştan sıyrıldıkça, halkla bütünleştikçe bu olumlu değişimin hız kazanacağını söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Yönetim anlayışımız değiştikçe, olumluya döndükçe inanın ülke değişecektir. İşte onun için heyecanla, coşkuyla insan odaklı hizmet anlayışıyla her birinizin kutlu bir yarışın içinde olmanızı arzu ediyor ve bekliyorum. Ben masa başında evrak imzalayan vali profilinden çok adeta, avami bir tabir olacak ama çizmelerini giymiş, eline kazmayı küreği almış iş makinesinin başına geçmiş çalışmaları yakından takip eden, koordine eden köylerine su getiren vali profilinin Türkiye'yi değiştireceğine inanıyorum' diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Vatandaşını bertaraf etmek, vatandaşını saf dışı bırakmak, onu saflara ayırmak, bu doğrultuda kirli senaryolar hazırlamak, demokrasi dışı olduğu kadar çağdışıdır, insanlık dışıdır. Modern bir ülkeye, ileri bir demokrasiye bu anlayış yakışmaz' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 yılının 'Milli Birlik ve Beraberlik Projesi' ve 'Demokratik Açılım Süreci'nin ivme kazanacağı ve bu alanda çok daha somut adımların atılacağı bir yıl olacağını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti: 'Bu proje, herhangi bir siyasi partiye ait bir proje değildir. Bu süreç, herhangi bir siyasi partinin sorumluluğunda olan bir proje değildir. Bu proje devletin projesidir. Devletin en önemli kurumlarından bir tanesi olan İçişleri Bakanlığı'nın koordinasyonunda bunu götüreceğiz. Bu noktada yapılacakları kısa, orta ve uzun vadeli olarak ayırdık. Kısa vadeli çalışmaların büyük bir kısmını yaptık, yapıyoruz. Orta vadede yasal değişiklik ve mevzuat düzenlemelerini bugünlerde gündeme taşıyoruz. Uzun vadeli olanlara gelince bunlar Anayasa'da gerekli düzenlemeler yapılmasını icap ettiriyor ve demokratik bir Anayasa özlemi inşallah giderilecektir. Bugünlerde gündeme getirilenler, aslında bu konuştuklarımızın bazıları tarafından 'aceleci' diyebileceğim bir yaklaşım tarzıdır. Öncelikle şu hususun altını çizmek istiyorum: Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi sıcak bir başlık olarak bazılarını neden rahatsız ediyor anlamakta zorlanıyorum. Halbuki bu projenin muhatabı millettir. Bunu milletimizle beraber gerçekleştireceğiz. Bu çalışmaların amacı Türkiye'nin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü her türlü tehlike ve tehditten korumak, temel sorun alanlarını rahatlatarak sosyal restorasyonu başarıyla gerçekleştirmektir. Bunu başarmak zorundayız. Tüm kurum ve kuruluşlarımızla beraber...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir yerde huzur ve sükunet varsa güvenlik güçlerinin zaten burada herhangi bir operasyonel girişimde de bulunmayacağını ifade etti.
'Vatandaşını tehdit olarak gören bir anlayış çağdışıdır' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
“Güvenlik, vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini özgürce, serbestçe, rahatça kullanması için vardır. Burada askerimiz var, burada polisimiz var. Nedir görevleri? İçerden ve dıştan gelecek herhangi bir tehdide karşı güvenliği ülkemizde sağlamak, huzuru, refahı temin etmektir. Güvenliğin amacı vatandaşı, bir şehri, bir bölgeyi baskı altına almak asla değildir. Ama bunu bakıyorsunuz, terör örgütü ne yapıyor? Bu şekilde tanımlamak istiyor. Niçin? Halkının güvenlik kuruluşlarına, güvenlik teşkilatına karşı saygısını, güvenini zafiyete uğratmak için. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Allah aşkına, ne polis, ne asker zevk için operasyon yapabilir mi? Böyle bir şey olur mu? Ama bir yerde halkının refahını, huzurunu, oradaki barışı tehdit eden bir yapı varsa, bu çetesidir, mafyasıdır, terör örgütüdür, ne olursa olsun...Varsa, o zaman güvenlik güçlerinin görevi nedir? Bunlara karşı gerekli olan operasyonu yapmaktır. Hangi aklıselim sahibi kalkıp da güvenlik güçlerine 'silah bırakın' diyebilir mi, der mi? Dünyanın neresinde böyle bir şey var? O Zaman zaten güvenlik gücü olmasına gerek yok. Ne lüzumu var o zaman yatırımları, şunu, bunu yapacaksın. Bütün bunlar içeriden ve dışarıdan gelen tehditlere karşı belli hazırlıkların olmasıdır.'
'Vatandaşını bertaraf etmek, vatandaşını saf dışı bırakmak, onu saflara ayırmak, bu doğrultuda kirli senaryolar hazırlamak, demokrasi dışı olduğu kadar çağdışıdır, insanlık dışıdır. Modern bir ülkeye, ileri bir demokrasiye bu anlayış yakışmaz. Elbette vargücümüzle tehditlerle mücadele edeceğiz. Kusura bakmasınlar, tüm imkanlarımızı seferber edecek ve bölücü, yıkıcı girişimlere set çekeceğiz. Terörle mücadelede asla ve asla zafiyet kabul etmiyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da terörle mücadelemiz aynı azimle devam edecek. Ancak güvenlik ile demokrasi arasında o ince çizgiyi, o hassas dengeyi muhafaza etmek de devletin tüm unsurlarıyla birlikte sizlerin uhdeniz altındadır. Esasen şu görülmüştür ki güvenlik için demokrasiden, insan hak ve hürriyetlerinden taviz vermek, mücadelede başarıdan çok başarısızlık getiriyor. İşte onun için hem terörle mücadele sürdürülecek ama hem de teröre zemin hazırlayan istismar alanları tek tek ortadan kaldırılacaktır. Bu bakımdan bu mücadelenin psikolojik, sosyolojik, diplomatik boyutu var. Bütün bunları şüphesiz ki siyaset kurumu da özellikle alarak yürütmek durumundadır. İşte şimdi Parlamentoya getirdiğimiz Kamu Güvenliği Müsteşarlığı ile ilgili olarak yaptığımız hazırlık bundandır.'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nın operasyonel bir müsteşarlık olmayacağını, tamamıyla operasyonel güçlere lojistik imkan hazırlayacak olan bir müsteşarlık olacağını vurguladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu kurumda güvenlik noktasında şu anda görevde olan deneyimli, tecrübeli her kabiliyetin bulunacağını söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Bu merkez, her türlü pası operasyonel güçlerimize atacaktır' dedi. Türkiye'nin bir terör hafızasının oluşmadığını belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı'nda bunu a'dan z'ye, arşivlerine varıncaya kadar tutarak, bu konuda çok daha güçlü bir imkanın yakalanacağını dile getirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Açılım bize kaybettirmez, tam tersine kazandırır. Demokrasi bize kaybettirmez, tam tersine kazandırır. Türkiye'nin ulusal çıkarı, milletimizin aydınlık geleceği bu sorunların çözülmesini, bu sıkıntıların hafifletilmesini gerektiriyor. Cumhuriyet tarihine bir bakınız. Baskıların arttığı, demokrasinin rafa kalktığı, demokrasiden taviz verildiği her dönemde devlet millet kaynaşması yıprandığı kadar ekonomi, dış politika, sosyal yaşam da geriye gitmiştir. Bu kısır döngüyle muasır medeniyetler seviyesine ulaşılamaz' dedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedef olarak koyduğunu hatırlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti hükümetlerinin Türkiye'yi dünyanın en iyi 25. ekonomisinden 17. büyük ekonomisi haline getirdiğini ifade etti. Hedeflerinin Türkiye Cumhuriyeti'ni, kuruluşunun 100. yılı olan 2023'te dünyanın en iyi ekonomisine sahip 10 ülke arasına getirmek olduğunu kaydeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye'nin bunu gerçekleştirmemesi için kendinden başka hiçbir engeli yoktur. Varsa bir engel biziz. El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz, bir olacağız, beraber olacağız, diri olacağı, iri olacağız ve bu işi başaracağız. Bu imkanlar bizde var' diye konuştu.
Türkiye'nin en büyük zenginliğinin dinamik nüfusu olduğunu vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bunu verimli hale getirmenin herkesin görevi olduğunu dile getirdi.
Tüm sorun alanlarını ele alacaklarını anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, etnik grupların, dini ve mezhepsel inanç gruplarının, azınlıkların sorunlarını çözmeye çalışacaklarını söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz, bir insanın bile mağduriyetine göz yummayan bir medeniyetten geliyoruz. Bu medeniyetin mensupları olarak, 'efendim bu azınlıktır, bu Hristiyandır, bu Yahudidir, bu şudur, budur' diyemeyiz. Hepsinin sorununa eğileceğiz' dedi.
'Önümüzdeki süreçte demokratikleşme yolunda tarihi adımlar atmaya hazırlanıyoruz' diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli kurumlar ihdas edeceklerini, modern ve demokratik kurumları hayata geçireceklerini, uygulamayı tam bir hassasiyet içinde yapacaklarını, Türkiye'ye yeni bir ufuk ve vizyon kazandıracaklarını ifade etti.
Konuşmasında doğalgaz fiyatlarına da değinen Erdoğan, doğalgaz fiyatlarını kendilerinin belirlemediğini dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:
'Ekonomik olarak öyle güçlü bir ülke olursunuz ki kalkarsınız halkınızı bu noktada sübvanse edersiniz ama henüz bu noktaya gelmedik. Bu noktaya geldiğimizde bu sübvansiyon da düşünülebilir. Bunlar olmayacak şeyler değil ama şu anda el ele vereceğiz, gücü olan doğalgazı kullanacak. O imkanı biz önlerine getireceğiz. Olmayan da mecburen... Biz zaten hiç gücü olmayanlara da kömür yardımlarını, kömür desteklerini yine sürdüreceğiz. Kim ne derse desin. O yardımlarımız devam edecek fakir fukaraya, garip gurebaya. Vali kardeşlerime bunu özellikle söylüyorum. Lütfen kaymakamlarınıza da söyleyin. Herhangi bir evde kömür yoksa inanın vebali, günahı boynunuza. Onun kömürünü temin edeceksiniz. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'ndan gereken neyse bunu yapacaksınız. Bu vakıf bunun için var. Sobası yoksa sobasını alacaksınız. Bunlara alışacağız. Şöyle demiş, böyle demiş, hiç aldırmayın. Bu kervan evvel Allah bu yolda yürüyecek. Süreçte çok provakasyonlar olacaktır, kışkırtmalar olacaktır, tahrikler olacaktır, terör noktasında da bu noktada da. Bazı şehirlerimizin, bazı kitlelerin hassasiyetleri kaşınmaya çalışılacaktır. Bunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Bunların hepsine hazırlıklı olmanızı bilhassa istiyorum. İstismar zeminlerini kaybedenler, nemalandıkları sorunların yitirenler, siyaset yapma gerekçeleri ortadan kalkanlar süreci germek için her türlü yola başvurabilir. Hepsine karşı uyanık olacağız, demokrasi içinde, hukuk çerçevesinde tüm bu senaryoları bertaraf etmek için teyakkuzda olacağız. On yıllar boyunca Türkiye'nin büyümesine, gelişmesine, ilerlemesine, en modern imkanlara kavuşmasına, potansiyelini, zenginliğini azami derecede kullanmasına karşı çıkanlar, bunun önünde duvar gibi dikilenler olacak. Böyle tarihi bir atılımı da aynı bahanelerle engellemek isteyenler muhakkak olacaktır, olabilir.”
'Türkiye büyümesin, gelişmesin, kardeşliğini pekiştirmesin' diyenler olabilir ama biz yaradılanı yaradandan ötürü seveceğiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Romanıyla, Gürcüsüyle, Abhazasıyla, aklınıza ne gelirse... Bu ülkede 72.5 milyonu birbirini sever hale getireceğiz. Bizim tek ortak paydamız var: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. Bunda bütünleşeceğiz. Burada birleşeceğiz. Bunun altyapısı neyse bunun çalışmasını yapacağız. Diğer dedikodulara aldırmayacağız. Bu büyük projeyi, bu tarihi projeyi Türkiye'nin ve milletimizin lehine inşallah sonuca ulaştıracağız.'
İçişleri Bakanı Beşir Atalay' da toplantıda yaptığı konuşmada, "Günümüzün, çalışmamızın valiler toplantımızın verimli olmasını diliyorum. Sayın Başbakanım geleneksel olarak her yılın ocak ayında yaptığımız valiler toplantımızı sizin programınıza da eş getirerek bugün başlatmış oluyoruz.
Sözlerimin başında, toplantımıza katılarak bize ve valilerimize büyük bir güç veren zatıalinize çok teşekkür ediyorum.
Valilerimizle yapacağımız bu toplantıda iki gün süreyle, başta güvenlik olmak üzere bakanlığımızı ilgilendiren önemli yatırım proje ve hizmetleri gözden geçireceğiz. Ayrıca bazı bakanların valilerimizle görüşmeleri olacak ve valilerimizin gündeme getirdiği, getireceği konuları da değerlendireceğiz. Her yıl yaptığımız bu toplantıların illerin yönetiminde yeknesaklığın sağlanması bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması, sorunların ilk elden değerlendirilmesi açısından önemli görüyoruz. Çokta verimli oluyor. Bu toplantılarda bir anlamda geçmiş yılın değerlendirmesini yapıyoruz, yeni yıla da genel bir eylem planı açısından bakış yapıyoruz.
Sayın Başbakanım, iki gün sürecek olan toplantımızın ilk gününde bundan sonraki çalışmalarımıza ışık tutması, bize yol göstermesi açısından öncelikle İçişleri Bakanlığı ve Valiler olarak zatıalinizin talimatlarını alacağız. Daha sonra da önceki yıllarda da yaptığımız gibi hem 2009 yılını değerlendireceğiz hemde önümüzdeki yıl güvenlik, Mahalli İdareler, Nüfus Hizmetleri, illerimizdeki yatırımlar gibi konuları değerlendireceğiz.
Bugün ve yarın Devlet Bakanımız Egemen BAĞIŞ, Devlet Bakanımız Cevdet YILMAZ, Çevre ve Orman Bakanımız Veysel EROĞLU ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızında Valilerimizle paylaşacağı konular olacak.
Biz bugünkü açılıştan sonra bugün tam gün Valilerimizle birlikte bütün konularımızı akşama kadar değerlendireceğiz, akşam saat 18.00’dan sonra Doğu ve Güneydoğu İllerimizde gelen Valilerimizle ayrıca bir toplantı yapacağız. Bütün bu çalışmalarda bütün konularımızı tek, tek masaya yatıracağız bizim vereceğimiz talimatlar olacak, valilerimizin gündeme getireceği konular olacak.
Sayın Başbakanım bilindiği gibi yönetim sistemimizde, Vali ve Kaymakamlarımızın görev, yetki ve sorumluluk itibariyle hayati derecede önemli bir yeri bulunmaktadır.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’na göre valiler il genel idaresinin başı ve merciidir. Vali İlde Devletin, Hükümetin ve ayrı ayrı her bakanın temsilcisi olarak illerin hen yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek ve denetlemekten sorumludur. Her şeyden önce Valiler görev yaptıkları illerde vatandaşlarımızın huzur, güvenlik ve esenlik içerisinde yaşamalarını sürdürmek için her türlü tedbiri almakla yükümlüdürler.
Sayın Başbakanım İçişleri Bakanlığı ise Ülkemizin her karış toprağına hizmet götürmek ve bütün vatandaşlarımızı kucaklamak üzere örgütlenmiş ve önemli görevler üstlenmiştir. 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve ilgili diğer mevzuatla İçişleri Bakanlığına, iç güvenlik hizmetlerinden, sınır ve kıyı emniyetinin sağlanmasına, trafik hizmetlerinden, il ve ilçelerin genel idaresine, yerel yönetimlerin merkezi idare ile ilişkilerinin düzenlenmesine, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerine kadar pek çok alanda önemli görevler verilmiştir. Bu görevleri en iyi şekilde yerine getirmek için azami gayreti gösteriyor ve sayın Başbakanımızın bize verdiği destek ve güvene layık olmaya çalışıyoruz.
Teşkilat kanunumuzda bakanlığımıza verilen görevlerin odak noktasını vatandaşların can ve mal emniyetinin sağlanması oluşturmaktadır. Bu bağlamda il valilerimizin de illerinde en önemli görevi, hiç şüphesiz halkın can ve mal güvenliğini sağlamak, emniyet ve asayişi temin etmektir. Güvenlik hizmetlerini sunarken, hukukun üstünlüğü, sivil katılım, denetime açıklık, şeffaflık gibi evrensel değerleri önemsiyor; güvenlik-özgürlük dengesini gözetiyoruz. Güvenlik tedbirlerinin bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlamaması, bireysel hak ve özgürlüklerin ise güvenlik alanında zaaflara yol açmaması temel ölçümüzdür.
Sayın Başbakanım, İçişleri Bakanlığı olarak, temel görevlerimizden biri olan güvenlik hizmetlerini sunarken suçu önleyici tedbirleri birinci plana aldık, geliştirdik ve önemli çalışmaları hayata geçirdik.
Başlattığımız projeli çalışmalarda çok başarılı sonuçlar aldık ve uygulamayı güvenlik hizmetlerinin bütün alanlarına ve ülke geneline yaygınlaştırdık. Güvenlik hizmetlerinde ve asayiş suçlarının önlenmesinde, son dönemde vatandaş odaklı hizmet anlayışını, vatandaş katılımını ve sivil unsurları ön plana çıkaran çalışmalar yaptık. Bu çerçevede güvenlik hizmetlerinde ortaklık ve dayanışma temelli “Toplum Destekli Polislik” uygulamasını 2009 yılında 81 ilimize yaygınlaştırdık. Organize suç örgütlerine yönelik planlı operasyonlarda, toplumsal huzuru derinden etkileyerek bozan suç örgütleri ve çeteler etkisiz hale getirilmiş, vatandaşın devlete olan güveni pekiştirilmiştir. Yaptığımız çalışmalarla toplum yapısını çürüten her türlü illegal yapılanmaların cesareti hükümetlerimiz döneminde kırılmış; kamu düzenini bozmaya yönelik pek çok suç, yapılan operasyonlar sayesinde işlenmeden önlenmiştir. Bakanlık olarak, güvenlik güçlerimizin ileri teknolojiyi en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Sayın Başbakanımızın bu konuda özel desteği içinde teşekkür ediyorum. Bu kapsamda gerek emniyet gerek jandarma teşkilatlarımız bünyesinde önemli projeler yürütüyoruz. Özellikle zatıalinizin yakından takip ettiği ve bize bu konuda Bakanlık görevime başladığımda talimatlarınız olan MOBESE ile ilgili konuyu büyük bir titizlikle takip ediyoruz. Bildiğiniz gibi 2007 yılında sadece İstanbul’da MOBESE sistemi çalışıyordu. Şuanda 49 ilimizde açılmış ve çalışmaya başlamıştır. 15 ilçemizde tamamlanmıştır ve çalışmaktadır. Bu 15 ilçemiz Bodrum ve benzeri daha çok turizm bölgeleridir, büyük ilçelerimizdir. Bu projelerin tamamlanmasında merkezden ödenek gönderdik. İl Özel idarelerimizin katkıları var, bazı yerlerde farklı katkılarda alınmıştır. Diğer il ve ilçelerimizde ise kiminde ihalesi yapılmış çalışması sürüyor yakın zamanda tamamlanacak bazılarında ise bir süre sonra belki biraz daha vakit alacaktır. Bugünkü toplantımızda tek tek valilerimizle özellikle gecikme olanların sebeplerini kendilerinden dinleyeceğiz ve bunlarla ilgili zaman alacağız. Yine jandarmamızın da teknolojik yeniliklerden azami derecede yararlanmaları için dünya ölçeğinde bir kamu güvenliği haberleşme sistemi olan Jandarma Entegre Muhabere ve Bilgi Sistemi Projesi (JEMUS) geliştirilmiştir. JEMUS Projesi sayesinde; Jandarma birimleri arasında hızlı koordinasyon ve yönetim imkânı ile emniyet ve asayiş hizmetlerinin süratli bir şekilde yürütülmesi sağlanacaktır. JEMUS telsiz sistemi 20 ilde faaliyete geçirilmiş, 15 ilde kurulum ve montaj çalışmalarına devam edilmekte olup belli bir süre, belli bir zamanlama içinde ülkemiz genelinde yaygınlaştırılacaktır.
Sayın Başbakanım, bildiğiniz gibi size de arz etmiştik, 2009 yılını Polis Merkezleri ve Jandarma Karakollarımızı Uluslararası Standarda getirilmesi yılı ilan etmiştik. Çünkü bu merkezler Vatandaşımızın güvenlik birimlerimizle irtibatını en fazla sağlayan unsurlardır. Buraların daha insanı ortamlara getirilmesi insan hakları yönünden iyice gözden geçirilmesi ve buraların sadece güvenlik amaçlı değil vatandaşlarımızın pek çok ihtiyacını karşılamak için de adeta bir devlet kapısı görevi görmesi yönünde düşüncelerimiz vardı. Bu çerçevede Jandarma Karakollarımızın ve tüm nezarethanelerin standartlara uygun hale getirilmesi için çalışmalarımızı yürütüyoruz. 2.221 nezarethanenin 2.097’i standart hale getirilmiş, standart nezarethane oranı % 94’e çıkarılmıştır. Emniyet Teşkilatımızda il ve ilçelerin son durumunu değerlendirmek için Polis müfettişleri gönderilmiş olup, toplantımızın ilerleyen bölümlerinde bu konuyu daha detaylı değerlendireceğiz.
Sayın Başbakanım
Terör, hukuk devletinin, demokratik sistemlerin ve bireysel özgürlüklerin karşısındaki en önemli tehdittir.
Terör faaliyetleri, demokratik hakların kullanılmasını tehlikeye sokmakta, hukuk devleti esasına dayalı toplum düzeninin bozulmasını, hedeflemekte; halkın korku ve paniğe kapılmasına, toplumdaki siyasi, ekonomik ve sosyal yapıların büyük ölçüde zarar görmesine sebebiyet vermektedir.Tüm kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi, AK PARTİ Hükümetleri olarak terörle mücadelemizi demokratik kazanımlarımızdan, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden taviz vermeden, her boyutta aralıksız sürdürüyoruz. Bölücü terörle yıllardır verilen mücadelede gelinen noktada terörü sonlandırmak ve demokratik standartlarımızı yükseltmek amacıyla bir devlet projesi olarak demokratik açılım sürecini başlattık. Bu sürecin koordinasyonunu da Sayın Başbakanımız Bakanlığımıza tebliğ ettiler ve onun hem gerçekten gururunu yaşıyoruz, böyle önemli bir projeyi yürütmenin hemde bu projeyi en iyi şekilde yürütebilmek için bütün Bakanlık teşkilatımız olarak elimizden gelen çabayı gösteriyoruz, göstermek durumundayız. Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak tanımladığımız bu süreç, teröre karşı yıllardır verilen mücadelenin başka bir boyutu olmakla birlikte AK PARTİ iktidarı ile hazırlanan demokratikleşme sürecinin de bir devamıdır. Proje, başkalarının iddia ettiği gibi toplumun belirli bir kesimi ve ülkemizin belli bir yöresi için değil, herkes ve ülkemizin her köşesi için geçerli ve bütün sorun alanlarını içerisine almaktadır.
Malumlarınız olduğu üzere, bu konudaki çalışmalarımızın bütün safahatı ve atılması öngörülen adımlar, mecliste genel görüşmede gündeme getirilmiş ve orada hükümetimiz tarafından sunulmuştur.Takdir edersiniz ki; bazen, bir şeyi yapmak kadar onu anlatabilmek de büyük önem taşır. Her yapılan iş, yürütülen proje herkesi yakından ilgilendiriyorsa; işte o zaman projeyi iyi anlatabilmek, maksadımızı doğru bir şekilde ortaya koyabilmek, vatandaşlarımızı bilgi kirliliği ve kafa bulanıklığından uzak tutabilmek için çalışmamız gerekiyor. Bu konuda alanda uygulamacı olan, bu işlerin uygulamasını yapan tabi başta valilerimiz olmak üzere mülki idareye çok iş düşüyor. Bu nedenle sizlerden öncelikle görev yaptığınız illerde hükümetimizin bu önemli projesini vatandaşımıza iyi anlatmanızı bekliyoruz. Vatandaşlarımızın provokatörlerin tuzağına düşmemesi, oynanan oyunlara alet olmaması için dikkatli olmalıyız. Bu milletin birbirine düşmesinden, ayrışmasından menfaat bekleyenlere karşı uyanık olmak durumundayız. Özellikle değerli valilerimize şunu ifade etmek istiyorum. Vatandaşlarımıza çok sahip çıkacağız. Devlet vatandaşına yeterince sahip çıkarsa güven verirse, ihtiyaçlarını karşılarsa, kötü niyetlilerin oyunu, tuzağı boşa çıkar. Yaptığımız çalışmamın bir önemi de budur.Lütfen bütün vatandaşlarımıza adaletli, eşitlikle ve şefkatle sahip çıkalım. Sadece valilerimiz değil, valilerimiz, kaymakamlarımız bütün kamu görevlilerimiz olarak bu önemli devlet projesinde vatandaşımızı aydınlatmak, kötü niyetlilere karşı vatandaşımıza sahip çıkmak bizim önemli görevlerimizden biridir. Tüm vatandaşlarımız ve özellikle de bölge insanımızın devletimize olan güven duygularını pekiştirici tedbirler alalım.
“Daha neler yapabiliriz?” arayışında olduğunuz sürece yapılabilecek çok şey olduğunu da göreceksiniz. Bu süreçte, hiçbir yasal düzenleme gerektirmeyen hususlarda alacağınız idari tedbirlerle insanlarımızın günlük hayatını daha da kolaylaştırabilirsiniz Bazı yerel sorunları yerinde çözebilirsiniz; lütfen sorunları ertelemeyelim; daha karmaşık ve zor hale getirmeyelim. İnsanlarımızın cepheleşmesine neden olacak, ayrışmasına zemin hazırlayacak uygulamalardan özellikle kaçınalım.
Sayın Başbakanım,
Ülkemizin genelinde ve özellikle belli bölgelerinde mera ve yayların kullanımıyla ilgili güvenlik sorunu nedeniyle ciddi kısıtlamalar vardı, bu konuda valiliklerimize genelge gönderdik, Valiliklerimizden çalışma bekliyoruz. Belli bir tarih verdik, şuanda hangi ilde ne kadar yayla ve mera kısıtlaması var bunları ilk yıl içinde ne kadarını serbest hale getirebiliriz bunların somut, rakamsal verilerini valilerimizden bekliyoruz.
Ayrıca, yol kontrol ve aramalarıyla ilgili genelgelerimizi gönderdik, bu konuda Valilerimizden yine hem kendi il sınırlarıyla ilgili mevcut durum tespiti değerlendirilmesi hemde kolaylaştırıcı yapılabilecek çalışmaların sonuçlarını kendilerinden bekliyoruz. Başta eğitim, sağlık ve tarım kırsal kalkınma gibi alanlar olmak üzere hükümetimizin yürüttüğü önemli çalışmalarla ilgili de takip değerlendirme ve bunların sonuçlarını ilgili bakanlıklarımızla paylaşma görevi de valilerimize aittir. Kurumlarımızla koordinasyonunun sağlanarak, bu görevinde aksatılmadan yürütülmesi önem taşıyor. Çünkü sizin dışınızda hiç kimsenin de böyle bir görevi bulunmamaktadır. Biliyorsunuz, son dönemde hükümetimiz illerimize yönelik önemli projeler yürütmektedir. KÖYDES bunların başında gelmektedir. KÖYDES’in koordinasyonunun bakanlık olarak biz yürütüyoruz. Bu tabi Başbakanımızın talimatı Yüksek Planlama Kurulunun kararı ve ödenek ayırması ile yürüyor. İllerimizde ilçelerimizde bunun sorumluluğu Valilerimiz ve Kaymakamlarımıza aittir. Hükümetimizin mülki idareye verdiği önemli bir imkandır bu, bunu başarılı bir şekilde yürütülmesi önem taşıyor. Bu güne kadarda çok başarılı bir şekilde yürütüldü, bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hükümetimiz bu konuda bu güne kadar KÖYDES için sadece 5,2 milyar TL kaynak ayırmıştır. 2010 yılında da KÖYDES Projesine 525 milyon TL ödenek tahsis edilmiştir. Bunun illere paylaşımı üzerinde çalışılıyor. Bunu Yüksek Planlama Kurulumuz karar verdikten sonra biz bakanlık olarak sizlere kendi illerinizin paylarını da bildirmiş olacağız. Ayrıca, hükümet konakları konusunda yine sayın Başbakanımızın bize desteği ile 2009 yılı bütçesinden itibaren sorumluluğu bakanlığımıza verilmiştir. Daha önce Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından takip ediliyordu. Şuanda biz Türkiye genelinde hükümet konaklarımızın valilik ve kaymakamlık olarak bir envanterini çıkarttık. Nerede sorunlar var onları biliyoruz ve onları ciddi şekilde takip ediyoruz. Özelliklede yörenin tarihi ve kültürel dokusuna uygun yeni projelere geliştirilmesini çok önemsiyoruz.
Sayın Başbakanım, şuanda 42 adet hükümet konağının yapımı devam ediyor. Bunların 4’ü illerimizdedir. Denizli deprem riski dolayısıyla yenileniyor, Siirt Vali Konağı yenileniyor, Bitlis yenileniyor ve Hakkari’de ek bina yapılıyor. Diğerleri ilçemizde 2009 yılı içinde 14 Adet Hükümet Konağı açılışı yapıldı, bunlardan iki tanesi Cumartesi Pazar günü Sakarya’daki törenimiz içindeydi o toplu açılışlar içinde ilçelerimizin hükümet konakları da vardı. 2010 yılı içinde 18 Adet yeni Hükümet Konağı yatırım programına alınacaktır. Bunlarım yapımı ve takibiyle ilgili valilerimizden hassasiyet istiyoruz.
Sayın Başbakanım
E-Devlet uygulamaları içerisinde en önemli uygulamalardan birisi MERNİS’tir. Yani Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi ve Kimlik Paylaşımı bunu da bakanlığımız yürütmektedir. Biliyorsunuz artık nüfus sayımı yapılmamaktadır bu sene 2010 yılı normalde eski mevzuatımızda sonu sıfırla biten yıllarda nüfus sayımı yapılıyordu. Şuanda sonu sıfırla biten 2010 yılındayız ama nüfus sayımı yapılmayacak artık çünkü hükümetlerimiz dönemlerinde nüfus sayımı tarihe karıştı sessizce bu büyük proje hayata geçti. Şuanda bakanlığımız nüfus birimiyle sürekli nüfusumuzu güncelliyor ve nüfus sayımızı biz her an biliyoruz. Geçen hafta TÜİK ülkemizin nüfusunu açıkladı 72.561.312 şuanda nüfusumuz ve biliyorsunuz bakanlık olarak bunu TÜİK’e biz veriyoruz. Nüfusu biz takip ediyoruz ama istatistik verilerini tamamen TÜİK açıklıyor.E-İçişleri Projesi’nde 1125 birimimizi birbirine bağlayacak 81 il valiliği, 892 ilçe kaymakamlığı ve 81 il özel idaresi ve 21 merkez birimi olmak üzere bu sistemde ciddi şekilde yürütülüyor. Şuanda 72 modül hizmete geçmiştir. 10 modül kalmıştır buda tamamlandığında bütün yazışmalar elektronik ortamda gerçekleştirilecektir.
Sayın Başbakanın Hükümetimiz döneminde başlanan önemli bir projemizde 112 Acil Yardım Çağrı Merkezleri, Bakanlığımızca yürütülen. Bildiğiniz gibi şuanda acil çağrı numarası çok çeşitli, trafikte, sağlıkta, itfaiye farklı, 112 Acil Çağrı Sistemiyle bütün acil çağrıları tek numaraya indirmiş olacağız.
Antalya ve Isparta’ da sistem kurulum çalışmaları tamamlanmıştır. Bazı illerimizde binaları yapılıyor.
Sayın Başbakanın bir iki hususa değinerek bitirmek istiyorum. Sizinde çok önemsediğiniz vatandaşlarımızın terörden doğan zararlarının karşılanması çalışması. Bu illerimizi tek tek ele alacağız,hangi ilde durumumuz nedir , bildiğiniz gibi bu iç hukuk yoluyla bu sorunu çözmek üzere 2005 yılında hükümetimizin attığı bir adımdır. Genelde vatandaşlar uluslar arası yargıya gidiyorlardı ve bu kanun çıkarılmıştır 5233 sayılı kanun sayın Başbakanım bu güne kadar rakamları şöyle vermek istiyorum. Bu konudaki başvurularda sonuçlandırılanlarda veya sulh name imzalayan vatandaşlarımıza 1.864.426.415 TL ödenmesi gereken miktar ortaya çıkmış ve bunun 1.265.822.698 TL’si hak sahiplerine ödenmiştir. Vatandaşlarımıza bu dört yıl içinde ciddi ödeme yapılmıştır. Ama halen bu çalışmalar devam ediyor, halen bitmemiş dosyalar var ve bunlar üzerinde illerimiz ciddi bi şekilde çalışıyor. Bu yılda bu konuda bütçeye 700.000.000 TL ödenek konulmuştur. Onuda ifade edeyim. Burada hatırlatmak istediğim bir konu şehit ve gazilerimizle ilgili bakanlığımızda ve bütün illerimizde bürolar oluşturduk onların işlerini takip, onlara destek olma bu konudaki çalışmalarımızı da burada valilerimize hatırlatmak istiyorum. Biliyorsunuz bu konuda sayın Başbakanım istihdam boyutu var. Şehitlerimizin bir yakını istihdam edilmektedir ve şu ana kadar, bakanlığımız tarafından işe yerleştirilen 10.231 şehit yakını vardır ve çalışmayı bakanlık olarak önemle yürütüyoruz.
Sayın Başbakanım bu kısa bilgileri hem aramızda olmanızdan dolayı bakanlığımızla ilgili size bilgi sunmak istedim. Bütün bu konuları öğleden sonra başlayacak oturumlarımızda tek tek ele alacağız. Hem kendi söyleyeceklerimiz var hem de valilerimizi dinleyeceğiz ve 2010 yılına inşallah hükümetimizin dinamik ülke geneli politikası zatıalinizin talimatlarıyla daha büyük bi enerji ile buradan dağılarak ülkemizin her köşesinde çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Ben tekrar toplantımızı onurlandırdığınız için teşekkür ediyorum, toplantımızın verimli geçmesini diliyorum, hepinize saygılar sunuyorum." dedi.
29.01.2010
29.01.2010